Haz 032010

Uluslararası Hrant Dink Vakfı

Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye’de Kültürel Etkileşimler Sempozyumu

12 – 13 Haziran 2010

İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü

May 112010

Uluslararası Hrant Dink Vakfı ve İletişim Yayınları

Ahmet İnsel ve Michel Marian söyleşisine davet ediyor.

Ermeniler ve Türkler arasında geçmişte yaşananları yüz yüze konuşmak artık mümkün mü? Ahmet İnsel ve Michel Marian, suni bir konsensüse teslim olmadan ve ortak değerlendirmeleri yanında farklı görüşlerini hasır altı etmeden birbirleriyle konuşuyorlar. İttihat ve Terakki yönetiminin yaptıklarını soykırım olarak tanımlayan Michel Marian’la bunu insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak niteleyen Ahmet İnsel’in bu diyaloğunda herkes kendinden bir parça bulacaktır.

Nis 192010

1915’te, nüfusumuz henüz 13 milyonken, bu topraklarda 1,5 – 2 milyon Ermeni yaşıyordu. Trakya’da, Ege’de, Adana’da, Malatya’da, Van’da, Kars’ta… Samatya’da, Şişli’de, Adalar’da, Galata’da…
Mahalle bakkalımız, terzimiz, kuyumcumuz, marangozumuz, kunduracımız, yan tarladaki rençberimiz, değirmencimiz, sınıf arkadaşımız, öğretmenimiz, subayımız, emir erimiz, milletvekilimiz, tarihçimiz, bestekârımız… Arkadaşlarımızdılar. Kapı komşularımız, dert ortaklarımızdılar. Trakya’da, Ege’de, Adana’da, Malatya’da, Van’da, Kars’ta… Samatya’da, Şişli’de, Adalar’da, Galata’da…

Mar 222010

“Bakın benim ülkemde, 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama 100 binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu 100 binine hadi siz de memleketinize diyeceğim; bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar… Ülkemde de tutmak zorunda değilim. Yani şu anda bizim bu samimi yaklaşımlarımızı bunlar bu tavırlarıyla ne yazık ki olumsuz istikamette etkiliyorlar, bunların farkında değiller.”

Oca 152010

Baskın Oran

1920’lerden beri devlet büyüklerimizin ettiği lafları hiç karıştırmayacağım. Sadece son bir yılı alacağım. Dışişleri Bakanı, “Bizim tarihimizde ve geçmişimizde hiçbir zaman çarmıh olmamıştır, olmayacaktır da” dedi (Radikal, 20.12.09). Cumhurbaşkanı “Sayın Dışişleri Bakanı gayet güzel söylediler. Söyleyecek başka bir şey yok konuyla ilgili” diye arka çıktı (Radikal, 22.12.09). Diyanet Başkanı, “Dini azınlıklar özgürlüklerden yararlanmaktadır” dedi (Hürriyet, 02.01.10). Başbakan, “Tek dil, tek millet; beğenmeyen çeker gider” dedi (Milliyet, 13.03.09). Milli Savunma Bakanı, “Rumlar ve Ermeniler devam etseydi, bugün acaba böyle milli bir devlet olabilir miydik?” dedi (10.11.08). Hükümet sözcüsü, “Iğdır’ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar’’ dedi (E. Berberoğlu, Hürriyet, 31.03.09). Son bir yıl kuralını biraz bozayım: En harbisi de, doğrusu, bir kadın bakanın ağzına yakışmıştı: “Ermeni dölü” (27.03.1997).