Mois Gabay
Geçtiğimiz hafta Sosyal Değişim Derneği’nin Irkçılığa ve Milliyetçiliğe “Dur De” girişimi tarafından düzenlenen bir toplantısına katıldım. Toplantı davetiyesinde “Nefret Suçları, Irkçı ve Etnik Ayrımcılık, İslamofobi ve Antisemitizm” karşıtı bir platform girişimi için aktivistlere mücadele çağrısı yapılıyordu. Panelde Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Yasemin İnceoğlu “Medyada nefret söylemi” ve Bilgi Üniversitesi’nden Avukat Ulaş Karan ise “Nefret suçlarının hukuki boyutu” hakkında birer sunum yaptılar. Salona girişimizde ise geçtiğimiz haftanın gerginliğinin üstüne “Hepimiz Ermeniyiz” posterleri bizi karşılıyordu.
Esra Açıkgöz
Geç de olsa, yakında Türkiye’nin de bir ayrımcılık yasası olacak. “Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu”na ilişkin kanun tasarısı taslağı hazırlandı. 21 maddelik taslak, “cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, medeni hal, sağlık durumu, engellilik, yaş ve benzeri temellere dayalı ayrımcılığın yasaklanmasını” öngörüyor. Peki bu taslak ayrımcılığı engelleyebilecek mi? Türkiye’de yeniden yükselmeye başlayan milliyetçi dalga düşünülürse, daha çok nefret suçuyla, ayrımcılıkla karşılaşacağız.
Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (AKDER) 28 Şubat darbesinin 13. yıldönümünde bir basın toplantısı düzenleyecek.
Yer: Taksim Hill Otel, B3 katı, Taksim, İstanbul
Tarih: 26 Şubat 2010 Cuma
Saat: 11.00
Konuşmacılar: Av. Kezban Hatemi, Aydın Engin, Ferhat Kentel, Alev Erkilet, Nihal Bengisu Karaca, Şanar Yurdatapan.
Sanal da olsa hızlı ve geniş örgütlenme kolaylığı sağlayan Facebook, her türlü sosyal ve siyasi kampanya için de platform oluşturuyor. Ancak Türkiye gibi ‘nefret suçları’na yönelik ayrıntılı ve yaptırım gücü olan hukuki düzenlemelerin bulunmadığı ülkelerde, Facebook, YouTube gibi sosyal ağlar da ırkçı, radikal dinci, cinsiyetçi gruplaşma ve kampanyalara sahne olabiliyor.
Hakan Ataman
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navanethem (Navi) Pillay, 10 Aralık 2009 İnsan Hakları Günü için yapılacak etkinliklerden hemen önce, 8 Aralık 2009′da yaptığı açıklamada ayrımcılığa ilişkin değerlendirmesinde şunları söylüyordu:
“Ayrımcılığın hiçbir sosyal manası yoktur, hiçbir ahlaki manası yoktur ve hiçbir ekonomik manası yoktur. Aslına bakacak olursak ayrımcılığın hiçbir manası yoktur.”(1) Yaşamının erken dönemleri Güney Afrika’daki ırkçı apartheid rejiminde geçen Navi Pillay’e göre “Gözlerinizi kapatarak ve gelecekte defolup gideceğini umut ederek ayrımcılığı engelleyemezsiniz. Gönül rahatlığı ayrımcılığın en iyi arkadaşıdır.”(2)
