Haz 032010

Yasemin İnceoğlu

Baskı araçlarından biri olan ‘dil’in kullanıcıları örtük ya da açık bir biçimde kendi ideolojilerine koşut olduğunu düşündükleri veya etkilendikleri değerleri içeren söylemlere göndermeler yaparlar. Eskiden manşetlerde gördüğümüz ‘Pis Çingene’, ‘Korkak Yahudi’, hatta geçmişte bir bakanın çekinmeden söylediği ‘Ermeni Dölü’ türünden sözcüklerin artık günümüzde sayfa/satır aralarına veya köşe yazılarına kaydığına tanık oluyoruz.

May 102010

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), nefret suçunu şöyle tanımlamaktadır:Mağdurun, mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, gerçek veya hissedilen ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her türlü suçtur.[1]

May 102010

Nefret suçlarının, özellikle mağdur bireyler ve bu bireylerle ortak karakteristik özelliklere sahip daha geniş kesimler üzerinde yaratacağı etki, herhangi bir önyargı saikiyle işlenmeyen suçlara göre çok daha fazla olabilmektedir. Söz konusu olan bu daha derin etki, nefret suçlarının herhangi bir önyargı saiki olmadan işlenecek benzeri suçlardan ayrı olarak ele alınmasını gerekli kıldığı için kilit bir öneme sahiptir.

May 102010

Terim medyada ilk kez 1986 yılında Amerika’da, New York’ta beyaz bir grup öğrenci tarafından siyah bir kişiye yönelik gerçekleşen ırkçı saldırının haberlere yansıması sırasında yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Terimin içeriği 1990’ların başından itibaren ise “ırk”[3], din ve inanca yönelik saldırıların dışında, aynı zamanda cinsel yönelim, ulusal köken, engellilik durumu ve toplumsal cinsiyet rollerini de kapsamaya başladı.[4]

May 102010

Nefret suçları, hukuki bir kavramdan ziyade, bir olguyu ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Bu bağlamda nefret suçları, özel nefret suçları yasası olmayan ülkelerde de gerçekleşmektedir. Bazı ülkelerde nefret suçlarına yönelik özel düzenlemelerin olmaması, vuku bulan nefret suçlarının yetkililer tarafından tespit edilmesinin önünde engel oluşturmaktadır. Bu nedenle de hukuk önünde daha ciddi suçlar olarak ele alınmasını engellediği gibi, bu suçlara karşı etkin bir mücadeleyi de son derece zorlaştırmaktadır.